by

Bahçemdeki Kuşlar

Robin-photos
Robin / Kızılgerdan

 

Oldum olası sıcak kanlı hayvanları severim. Kucağıma alıp, oynayabileceğim, gıdısının altını sevebileceğim. Aslında favori hayvanım kaplan. Ama bir kaplan besleyebilme olanağım olmadığı için kedilerle idare ediyorum. Yıllarca kuşlara pek de hayranlıkla bakmadım. O harika Kuşlar Kanatlı Uygarlık (Le peuple migrateur / Winged Migration ) filmine kadar. Sanırım bu film benim için bir dönüm noktasıdır.

http://www.nat-geo.tv/kuslar-kanatli-uygarlik-2001/

2001 yapımı film 36 ülkede, 450 kişilik bir ekiple yapılmış, 300 saatlik kayıtın  iki saate sığdırılmış hali. Jacquaz Cluzaud, Michel Debats, Jacques Perrin’in yönettiği filmde  Perrin aynı zamanda yazar ve anlatıcı. Müzikler Bruno Coulais’e ait. Belgeseli çekici yapan unsurlardan birisi. Film yedi kıtada dört yılda çekilmiş. Kuşların göçünü konu alıyor. Film ayrıca Fransız kuşbilimci Jean Dorst’a adanmış. Kendisi belgeselin yazarlarından biri.

Kuşlara ilgimin artması Saklıköy’de yaşamaya başlamamızla birlikte de gelişti. Bahçeye o zamana kadar rastlamadığım pek çok kuş gelip, yuva yapmaya, günün farklı saatlerinde ötüşleriyle hayatımıza renk katmaya başladılar. Yalnızca bu da değil. O zamana kadar bilmediğim pek çok şey öğrenmeye başladım. Yazın olsada yeseler diye gömzünün içine baktığım dutlar bir haftasonundan diğer haftasonuna kaybolmaya başladılar örneğin. Orman kargası muzıratı yiyormuş. Diktiğim rokaları da başka bir kuş yedi bitirdi. Yağlanmamış salıncak gıcırtısı sesinin aslında bir kuştan geldiğini farkettim. Öyle bir noktaya geldim ki, artık çıplak gözle kuş gözlemek yetmemeye başladı. Yurtdışına gittiğim bir yıl, iyi bir dürbün edindim. Şimdi o da yetmiyor. Bu yaz bir teleskop edinmeyi düşünüyorum.

Kuş gözlemcisi sözcüğünün ilk kaydedilmiş kullanılışı 1891 yılında. Kuş gözlemlemenin yiyecek amacıyla değil, estetik amaçla yapılması İngiltere’de 18. yüzyılda başlıyor. Kuş Gözlemciliği başlıklı ilk kitap ise 1901 yılında kuşbilimci  Edmund Selous tarafından yayınlanmış. Kuşlarla bu denli ilgili olmaları,  her gidişimde yeni türler görebilmem, şehir içinde bile yapay ya da doğal göletlerle yabani ördekleri, kazları çekecek yerler oluşturmuş olmaları İngiltere’ye seyahati benim için çekici kılıyor.

Bahçeme gelen kuşların net fotoğraflarını çekemiyorum. Uzaktan güzel zoom yapan, dürbünlü bir fotoğraf makinası gerekiyor. Takdir edersiniz ki, kuşlar ürkek, hemen kaçıyorlar. Hem net bir görüntü verecek, hem de uzaktan çekebilecek makinalar da çok pahalı. Ben de hepsini zihnime kaydetme ile yetiniyorum şimdilik.  Ama yine de netten ve kitaplardan araştırıp, huylarını, alışkanlıklarını öğreniyor. Ne zaman gelip giderler, ne yerler içerler bilmeye çalışıyorum. Hatta Türkiye’deki kuşları gösteren bir kuş haritam bile var. Tüm dünya kuşlarıyla ilgili bir de ansiklopedim. Bu kuşların en ufak bir rutinlerini değiştiriyor olması felakete yol açabiliyor. Bir yıl bunlardan birisi geç gelmişti. O yıl onun yediği tırtıllar artıp tüm meyve ağaçlarının yapraklarını kıtır kıtır yedi. Önemli yani.

Yukarıda fotoğrafını koyduğum robin kızılgerdan bahçeye çok gelen kuşlar arasında. Nar bülbülü de deniyor. Yabancı literatürde ise Avrupa Robin’i. Hani şu biz yaştakilerin kolaylıkla hatırlayacağı ” Fly robin fly, up up to the sky” şarkısındaki gibi. Hoş İngilizce bilmeyen Alman kızların run rabbit run yerine kullandığı, çok da anlam yüklenmeyen şarkı sözleriydi, ama zamanında çok tutulmuştu.

Bahçeye en sık gelen kuşlardan sakalar hanımelinin ve sarmaşık gülünün içine yuva yapıyorlar. Güzel renkleri ve miniminnacık halleri ile gerçekten gözalıcılar.Ötüşleri de çok hoş. Şimdi merak eden olursa diye onu da koyayım buraya.

saka1no9hv0

 

 

Orman/ Dağ kargasından daha önce söz etmiştim. Şehirdeki evimizin aksine Saklıköy’de normal karga yok Allahtan. Daha dün fide olsun diye ektiğim kabak tohumlarını saksıdan çıkarıp yiyen, utanmadan çekirdek kabuğunu balkonda bırakan akıllı yaratıktan bahsediyoruz. Bu dağ kargaları kırmızı gagalı ve ufak siyah kuşlar. Dutlarımı yemekyen başka bir zararları yok. Bu arada en sevdiğim meyvenin beyaz dut olduğu göz önüne alınacak olursa, “Azıcık da bana bırak ” demeden duramıyorum. Karga grubundan saksağanlar da etrafta çok rastladıklarımdan. bunlar bahçeme gelmiyorlar, ama evimize giderken yolda özellikle de seraların olduğu bölgede mutlaka bir kaç saksağana rastlıyoruz.

Ak kuyruksallayanlar bahçede çok gördüklerimden. Bu kuşu ilk gördüğümde çok şaşırmıştım, gerçekten adıyla müsemma bir hayvan. habire kuyruğunu sallıyor. Genellikle de ikişer ikişer geliyorlar.

ak-kuyruksallayan-145687

 

Dağ bülbülleri de sıklıkla gördüklerimden. Bunlar aslında biraz serçeye benziyorlar. Ama sanki daha küçükler. Yumurtaları da mavi oluyor.

Dunnock

 

Geçen sene evin yanındaki meşe ağacına iki tane sığırcık geldi. Daha önce hiç görmediğimden bir koşu haritama baktım ve emin oldum. Dürbünle uzun süre seyrettim. Ötüşleri de çok hoştu.

sigircik

 

Bazı yıllar bazı kuşlar çok oluyor, ama bir sonraki yıl onları göremeyebiliyorsunuz. İki yıl önce çatıya pek çok kırlangıç yuva yaptı. Minik minik kırlangıçlardı. Hızlı uçuşlarıyla özellikle akşamüstleri bahçede hareket yarattılar. Ama sonraki yıl nedense kırlangıç görmedim.

swallow_tcm9-18469

Bir kez komşumun çatısında koskocaman bir baykuş gördüm. Bir kez de uzaktaki ağaçlardan birisinin üzerinde. İkisi de farklı cinslerdi. Komşuya gelen az bulunan bir büyük baykuştu, fotoğraf makinamı almaya içeri koşturdum o arada kaçtı. Ağacın üzerindeki daha açık renkli biraz da benekli bir türdü. İlkinin kulaklı orman baykuşu ikincisinin ise İshak Kuşu olduğunu sanıyorum.

ishak

İsketeler de bahçeye çok geliyor. Bunlar da ötücü kuşlar. Sanırım birden çok çeşidini gördüm. kara başlısı geldi bir kez. Küçük iskete de geliyor. Minik ötücü kuşlardan floryalara da rastladım.

European_Greenfinch_male_female

 

 

Yine eve giderken bir kaç kez şahin gördük. Birisi mi besliyor, yoksa doğal olarak mı orada uçuyordu bilmiyorum. Yırtıcı kuşlardan kartal da var. geçen yıl iki kez üç dört tanesi çok yükseklerde bahçenin üstünde uçtu. Dürbünümle görebildim. Tabii hiç konmadılar. Bir süre uçtuktan sonra yine geldikleri gibi gittiler.

 

Tüm sitede en sık rastladığımız kuşlardan biri yarasalar. Hemen hemen her evin çatısında yarasa var. Evde olmadığımız kış aylarında bacalardan içeri girip, evin içinde ölebiliyorlar. Bu çok acı oluyor. Bir de gübrelerine balkonlarda rastlıyoruz. Hatta bu gübrelerin çok yararlı olduğu söylendi, o yüzden toplayıp çiçeklere veriyoruz. Bu yıl bir tanesi ölü, diğeri baygın iki yarasa buldum evde. Biri için yapacak bir şey yoktu. Diğerini dışarı çıkarıp yanına biraz su döktük, suyu içip uçtu. Çok sevimli hayvanlardı. Aşağıda baygın perdeye asılmış olanı görüyorsunuz.

10713005_10153076555783686_4410693294183030859_n

Bahçeme yalnızca bir yıl gelen, ama en çok heyecanlandığım tür olan sinek kuşundan da/  hummingbird söz edeyim. O yıl sanırım saksıda kırmızı glayöllerim vardı. Bu sinek gibi kuş da  o çiçeklere geldi. Önce böcek olmasından şüphelendim, ama çok yakından apaçık da gördüm Bir on dakika filan çiçeğin üzerinde uçtuktan ve ben ciyak ciyak evdeki herkesi kuşu görmeye çağırdıktan sonra uçup gitti, bir daha da gelmedi. “Ne yaygaracı kadın ! “demiştir garanti.

Bahçeye sarıasma, kiraz kuşu, örümcek kuşu ve toygar da geliyor. Yeşik çıvgın ve ötlegenlerden bazılarını da gördüm. Bazen kuşun hangi cins olduğunu tespit edemediğim de oluyor. Ama sonuna kadar da uğraşıyorum. Çok sene önce Atlantic City’e gittiğimizde Okyanus kenarında gördüğüm çeşit çeşit martı ve diğer kuşları merak etmiştim. Göç yolu üzerinde olduğu için bölge çok fazla çeşit barındırıyordu. O zaman Hüsam” İlla ne olduğunu anlamak zorunda mısın, yalnızca seyredip zevk alsan olmuyor mu ?” diye sormuştu. Sanırım konu ben olunca olmuyor. Dinlediğim müziği yapan adamın hayatını da merak ederim ben. Ya da okuduğum kitabı yazan yazarın alışkanlıklarını da .Bütünüyle öğrenebilirsem ve bazı ipuçları yakalarsam, o zaman daha çok zevk alıyorum. Tabii ki güzel ötüşlü bir kuşu, o muhteşem doğada dinlemek güzel, ama o kuşun ne yediğini, nerelere uçtuğunu, ne renk olduğunu, kaç yumurta yumurtladığını bilirsem kendimi ona daha yakın hissediyorum. Kuşlar güzeldir. Hem ne demiş Can Baba” Bu dünya yoruldu mu  kuşlar konsun diyedir ”

1510439_10152272364428686_131948838_n

Türkiye’nin kuşlarını merak edenlere :

http://www.trakus.org

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *