by

Leylek Leylek Havada Yumurtası Tavada

 

leylek
Saklıköy yakınında leylek

 

Bu yıl ilk leyleklerimi şehir içinde gördüm. Sürü değillerdi, iki tane leylek uçuyordu. İki tane de olsa, uçtukları için sevindim. Yani “leyleği havada görmek” deyiminden ötürü, “Yine gezip tozacağım, ama sanırım bu kez az” dedim kendi kendime. Sonra geçen ay Saklıköy’e giderken yol üzerinde dört tane leyleğe rastladım,  oturuyorlardı. Ben fotoğraf çekmeye kalkınca uçtular. Sonra dönüşte tekrar otururlarken fotoğrafladım. Ama içim nasıl bir sevinçle doldu anlatamam.

Bu leylek görünce sevinmek hissi nereden geliyor bilmiyorum ama, ben küçükken leyleklerin göç mevsimleri çok önemsenirdi. İlk ve sonbaharı tescillerlerdi belki de ondan. Mahallemizde herhangi bir evin- ama genellikle de hep aynı evleri seçerlerdi-  bacasına yapılmış leylek yuvası, sonra leylek yavruları hepimizde heyecan uyandırırdı. Büyüklerimiz de bize hemen gösterirlerdi leylekleri zaten. Çatısına bacasına leylek yuva yapınca tez ev sahibi olunacağına inanılırdı. Etrafta çok çeşitli kuş olmaması, bu hayvancağızın da büyük alımlı bir kuş olması nedeniyle herhalde, özellikle de küçük kasabalarda leylekler çok önemlidir. Biz çocuklar ” Leylek leylek havada yumurtası tavada” diye tekerleme söylerdik. Bu tekerlemeler ve çocuk şarkıları beni sinirlendiriyor aslında, kim çıkartıyor bunları bilmek istiyorum. Bu tekerlemenin başı” Karga karga gak dedi, çık şu dala bak dedi / Çıktım baktım şu dala, bu karga çok budala, karga seni tutarım, kanadını yolarım filan diye başlar” Sonra leyleğin yumurtasını tavaya atar, daha sonra leyleğe zıkkım yesin filan diye devam eder. Yani senin işin ne kuşcağızlarla, ne diye kanadını yolup yumurtasını tavaya atıyorsun. E tabii, “Baltalar elimizde, uzun ip belimizde biz gideriz ormana hey ormana” diye şarkı söyleyen çocuk karganın da kanadını yolar. Sonra da niye her tarafımız beton yığını oldu diye ağlaşırız. Bu adamlar nerden çıktı, nasıl bu kadar doğa sevmez insanlar bunlar diyenler, bu adamlar çocukken bu tekerlemelerle, bu şarkılarla büyüdüler, hey uyanın artık!

leyleks

Bu leylek hayvanının bir adı da hacı leylektir, ya da hacı baba. Göç eden leyleklerin Mekke’den geçmesi dolayısıyla bu isim uygun görülmüştür zatıalilerine. Aslında bizdeki adı Farsça legleg sözcüğünden geliyor. Türkçede gaga tıkırtısına verilen lak lak, çene çalmak anlamında kullanılır ve leyleğin Arapçasına kinayedir. Leyleğin dik yürümesinden ötürü sturk sterk kökünden gelen tötonca sturkaz sözcüğünden İngilizce Danca Norveççe, İsveçceye stork , Almanca’ya storch olarak geçmiştir.Halk etimolojisine göre de storch kelimesi çarmıha gerilmesi sırasında İsa Peygambere merhamet duyan bir leyleğin” Starke ihn” “Ona güç ver” diye çığlık atmasından dolayıdır. Leyleklerin birbirine yardım etmesi dolayısıyla İbranice’de bağışlayıcı ve nazik anlamına gelen hesed’ten türeyen hasida kullanılır. Antik Mısır’da ruh ile bağdaştırılmıştır. Felemenkçe leylek kelimesi de ruhların taşıyıcısı anlamına gelen odebaar kelimesinden türeyen ooievaar‘dır.

Ezop Masallarında da Tilki ile Leylek ve Çiftçi ile Leylek hikayeleri vardır. Ben özellikle ilkini ara sıra hatırlarım. Hani birbirlerini davet ederler de, önce tilki leyleğe dümdüz bir tabakta yemek sunar, leylek de tilkinin yiyemeyeceği tabakta ona yemeğini ikram edip öcünü alır. Sözde kurnaz tilkilerinde faka basacağını anlatan ne güzel fabldır.

by Harrison Weir
by Harrison Weir

Yunan ve Roma Mitolojisi leylekleri ebeveynlere gösterilen saygı ve sadakatin simgesi olarak gösterir. Eski Yunanca leylek anlamına gelen pelargos kelimesinden türeyen pelargonia adı verilen yasaya göre yurttaşlar yaşlanmış ebeveynlerine bakmakla yükümlüdürler.Antik Yunanda leylek öldürmek ölümle cezalandırılabiliyordu. Slavlar leylekleri şans getiren varlıklar olarak görürler ve öldürülmesinin ise şanssızlık getireceğine inanırlar.

Tabii bir de herkesin bildiği şu bebekleri leylekler getirir hikayesi var. Artık şimdiki veletler buna gülmekle kalmaz, size ayrıntılı olarak bebeklerin nasıl meydana geldiği hakkında power point sunum bile yaparlar da, şaşar kalırsınız. Bir kere en başta eski Yunanda bu hikayenin bir Hera versiyonu var. Pigme Kraliçe Gerana Hera tarafından leyleğe dönüştürülüyor ve oğlunu çalmaya çalışıyor. Gerçi burada bir crane ve leylek karmaşası var gibi. Bazı kaynaklar craneden söz ediyor ki bu iki kuş bildiğim kadarıyla benzer olmakla birlikte farklı ailelerden. Her neyse bizim hacı leylekler daha güzel bence. Crane’lerin de muhteşem olmadığını söylemiyorum bu arada. Hans Christian Andersen’in leylekler masalının da bu mite çok faydası olmuş. Alman Folkloruna göre bebekleri bataklıklar ya da mağaralarda bulan leylekler bir sepetle evlere getirir, ya annelerine verir ya da bacalardan içeri bırakırlar. Noel Baba gibi yani, bu bacadan hediye şu bu bırakma adeti de pek komik, bu evlerin bir de kapısı var kardeşim ! Bebek isteyen evlerin pencere pervazına  şekerleme asmaları adettendir. Leyleklerin göç uçuşunu dokuz ayda bitirmeleri de bu bebek olayında bir etken olabilir. Bu arada Amerika’da Afroamerikan ailelerin çocuklarına  bazen beyaz çocukların leylekler tarafından getirildiği, siyah çocuklarınsa akbaba yumurtalarından doğduğu söylenirmiş. İnsanın saçını başını yolası geliyor.

Anne Anderson
Anne Anderson

 

Kabul et artık,  kaybolduk
Kabul et artık, kaybolduk

Bizim leylekler ayrıca pek de mazbut. Genellikle aynı eşle birlikte olup, yumurtaların üzerine de birlikte yatıyorlar. Görev paylaşımı var yani. Biri eline kumandayı alıp zaplarken, diğeri mutfakta yemek hazırlamıyor. Bu arada leyleklerin tekeşli olduğu da külliyen yalan. Tek eşli olarak ürüyorlar , ama ömür boyu tek eşli bir yaşam sürdürmüyorlar. Bir yılda dört yumurta yumurtluyorlar. Yumurtalara birlikte bakıyorlar. Dünyada en çok leylek de Polonya’daymış. Neredeyse dünya leylek nüfusunun dörtte biri bu ülkedeymiş. Polonya’ya bir ziyaret mi yapsam ne?

Leylek yavru ve yumurtaları
Leylek yavru ve yumurtaları

Leyleklerle ilgili sanatsal çalışmalar da pek çok; ben bir ikisini söylemeden geçemeyeceğim. Leylek Dede hatları çok hoşuma gider örneğin.  Leylek , Süleyman Peygamberin Tekke-i Murgan, kuşlar tekkesinin şeyhidir. O yüzden Sufiler hat sanatında leyleği kullanmışlardır.  Topkapı Sarayında bulunan Hattat Hasan Leylek Dedenin ( Yenikapı Mevlevihanesi Dedelerinden ) yürüyen leylek şeklindeki yazısına bir sonraki seferinizde dikkat edin. “Aşk-ı Mevlana ile Hayret-zede / Mevlevi Seyyit Hasan Leylek Dede”

leylekdede

Kaygusuz Abdal’dan leyleğin göç ve gezginliğini vurgulayan bir bölüm : Yamru yumru söylerim/ Her sözüm kelek gibi / Ben avare gezerim / Sahrada leylek gibi ” Bir de Divan Edebiyatından : “Gül anlar gözüm ü bülbül kulağum / Bağırsun niçe ki gerekse lak lak ” “Gözüm gülden kulağım bülbülden anlar, leylek ne kadar bağırırsa bağırsın ” Kadı Burhanettin. Bu dizelerden sonra bir de Karakaşzade’nin Nuru’l Hüda limen İhteda adlı eserinde Hace-i Cihan ağzından bir macun tarifi geçmektedir ki bir kimsenin aklını almak için kullanılır. Terkip kakule, ak karanfil, çaylak ve leylek beyni, kelp necasetinden ( köpek pisliği yani ) oluşur.

Leyleklerle ilgili sözler de pek çok. “Leyleği havada görmek” deyimini söyledik, “Leyleğin attığı yavru” var bir de. Çevresinde yeteri kadar ilgi görmeyenler için söyleniyor. Zayıf ve uzun bacaklılara “leylek gibi” deniyor. “Leyleği kuştan mı sayarsın yazın gelir, kışın gider” sözü de maymun iştahlılar için söylenmiş. “Bütün kuşları şeyettin bir leylek kaldı” sözü de bize özgü. En son sözü kendime gönderme yaparak söyleyeyim bari. ” Leyleğin ömrü lak lakla geçer. ”

hah

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *