by

  “Issız bir adaya gitseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?” sorusu bana da  ilk kez ilkokulda sorulmuştur herhalde. Yanıtlar da pek çeşitlidir. Kimi yalnız olmak istemediği için- O zaman ne diye ıssız adaya gidiliyor değil mi ? – en çok sevdiği kişileri almaya çalışır yanına, kimisi de pek zekidir, makas, çekiç, tornavida filan alır.

by

  İnsanların ne kadar acımasız olduğunu ilk fark ettiğim günler gizliden babamın dava dosyalarını okuduğum yedi sekiz yaşlarıma rastlar. Bir gün dedesi tarafından tecavüze uğrayıp, ondan bir çocuk doğurmak zorunda kalan  14 yaşında bir kızın dava dosyasını gördüğümde okuduklarıma inanamamış, böyle bir şey nasıl olabilir diye şaşıp kalmıştım. Kızın 14 yaşında olmasına mı, tacize uğramasına

by

O çok özel bir kadındı. Arkadaşlarıma anlatırken bile nazar değmesinden korka korka anlatırdım. Nesli  tükenmekte olanlardan biriydi çünkü. Geçtiğimiz Aralık ayında 101 yaşına girmişti. Onu düşündükçe  içim hep  mutlulukla doluyor. Hiç bir kötü anımız yok. Kırmazdı çünkü kimsecikleri. Her soruna mantıklı yaklaşırdı. Uyumluydu, zekiydi, yıllar boyu hep kendisini geliştirdiğini gördüm. Çok zengin bir hayatı da, fakirliği de tanımıştı.

by

  Biz siyah beyaz, tek kanallı televizyonda bayrak çekilinceye kadar her şeyi seyretmeye alışmış bir neslin çocuklarıyız. Biz aynı zamanda siyah beyaz filmleri çocuk ve kadın matinelerinde, yazlık sinemalarda  çiğdem çitleyip, frigo, gazoz eşliğinde seyretmişizdir. O yüzden film ya da dizi seyretme alışkanlıklarımız şimdiki nesle oldukça  tuhaf gelebilir. Dördüncü sınıflara derse girdiğim bir gün çocukluğumda

by

Toprağa düşen tohumun mucizevi çimlenişi ne zaman beni büyüledi, toprak benim için ne zaman vazgeçilmez oldu çok net anımsamıyorum. Ama babaannemin bahçesinde fasulye yetiştirişimizle, kendi bahçemle ilgilenmeye başlamam arasında çok fazla bir zaman yoktu sanırım. Beş altı yaşlarında Seferihisar’daki ikinci evimize taşındık. Kocaman bir bahçesi olan, kapısının önünde hanımelleri sarılı, düzayak bir ev. Yıllar sonra

by

“Ejderhalar, hobbitler ve küçük yeşil adamlar- bütün bunların yararı ne?” En sevdiğim Bilimkurgu yazarlarından Ursula Le Guin kendi sorusuna şu yanıtı verir” “Bunun yararı sana zevk ve haz vermesidir.” Hiç vaktim yok! diye terslenene de ikinci yanıtı yapıştırır :” Hayal gücüyle yaratılmış kurmacanın yararı, dünyayı, çevrendeki kişileri, kendi duygularını ve kaderini daha derinlemesine anlamanı sağlamaktır.”

by

Hayatım boyunca her ne kadar pek çok konuya eğilimim olsa da, bazıları  sanırım sonuna kadar sürdürdüğüm uğraşılar olarak kalacak. Bunlarda biri de okumak. Benim için okuma serüveni epeyce erken, beş yaşında başladı. Arkadaşlarım ilkokula başlayıp, ben  evde yapayalnız kalınca, evdekileri okula gitmem gerektiğine ikna etmişim herhalde. Annem okul müdüresiyle konuşmuş , bana bir önlük dikmiş,

by

    “Koşarken aklıma gelen düşünceler gökyüzündeki bulutlara benzer. Farklı şekillerde, farklı büyüklüklerde bulutlar.” der Murakami maraton koşma ve yazma serüvenini iç içe yazdığı “Koşmasaydım Yazamazdım” kitabında. Yazabilmek için hayatını baştan sona radikal bir biçimde değiştirmiştir Murakami, çok da iyi yapmıştır. Yoksa bu kadar iyi bir yazarı okumaktan mahrum kalacaktık biz sevenleri. Ben bir yazarı

by

    Onları tanımanız için öğretmenlik yapmanıza gerek yok, biraz gözlemci olmanız yeter. Ders çalışırken  ya kalemleri yere düşmüştür, ya tuvalete gitmeleri gerekiyordur. Kitaplarını defterlerini evde unuturlar, ya da okulda ev ödevlerini. Çoğu hakkında “Zeki çocuk, ama ders çalışmıyor.” yakınmasını duyarsınız. Bazıları  içinden çıkamadığınız bilgisayar problemlerini anında çözerler. Kimini ders aralarında ya da boş derslerde etrafına

by

Stefan Zweig’ın Meçhul Bir Kadından Mektup  uzun öyküsü en sevdiklerimdendir.  Zweig da intihar eden yazarlardan, karısıyla birlikte hem de. Ben zaten ne yapar eder, intihar eden yazarları,  şairleri bulurum bir biçimde.  Sevdiğim biri varsa, bir bakarım intihar etmiş, biri daha eklendi derim. Henüz yaşayanlar adına da korkmuyor değilim açıkcası.  Zweig’ın psikolojik irdelemeler yapması hoşuma gidiyor sanırım. Ahmet