by

Sömestir Tatili

 

Yani Yarı yıl, bir başka deyişle, çocukların dilindeki adıyla 15 tatil. Eskiden biz genellikle Şubat’ı kapsadığı için Şubat Tatili de derdik. Ama şimdilerde genellikle Şubat’tan çok Ocak’ı kapsıyor gibi. Türkçe’ye Fransızcadan geçen bu sözcük, (  Fransızcaya da Latince’den geçmiş tabii. Semestris :  Altı aylık, sex; altı Mensis ay ) Hah işte bugün yine o günmüş. “Müş” diyorum artık öğrenciliğimde ve sonra da öğretmenliğimdeki gibi bu tatili dört gözle beklemiyorum. E küçük çocuğum, ya da henüz torunum da olmadığı için tatilleri artık eskisi gibi takip edemiyorum. Yalnız bugün sinemaya gidecektim, filmler değişmiştir, çocuk filmlerinin başlama zamanına denk geldim, bir de karneyi alan herkes sinemaya koşar, gitmesem mi diye düşündüm.

Dört gözle beklemek dedim değil mi ? Benim gibi inek bir öğrenci, ya da öğretmeyi seven bir öğretmen bile böyle diyorsa, okul sıkıcıdır arkadaşlar. İstisnalar – ki o tip okulları da her ülkede kapatmaya çalışırlar işe yarıyor diye- hariç okullar genellikle birbirine benzer insanlar yaratmaya çalışan, küçük beyinlerin bireyselliğini öldürmeye hevesli, her farklı iktidarca müfredatı …diye devam edebilirim tabii ve ne yazı ne de gün biter, anladınız siz onu.

Bu yazıda anlatmak istediğim daha çok sömestir tatili ağırlıklı. Özel okulları bir yana bırakırsak mevcudu 45-50’den aşağı olmayan Devlet okullarında öğrencilerle uğraşmak durumunda kalan, uğraşmak diyorum çünkü o mevcut ile genellikle öğretmek olmuyor;  öğretmenler artık patlama raddesine gelmiş oluyorlar- öğretmenler belki de öğrencilerden daha çok bekliyor tatili.

Genellikle yatıp , tatil yapa yapa para alıyorlar suçlamasına maruz kalan öğretmenlere laf edenlere  evdeki bir iki çocuğunuz azdı diye başınızın tuttuğunu, bir iki gün fazla kar tatili yaptılarsa  okul açılsın diye beklediğinizi , sizin çocuklarınız çarpı kırk olduğunda onların ne hissettiğini hatırlatırım. Aldıkları para da hiç bir zaman atla deve olmamıştır.

Okul tatilleri. Anne babaların öğretmenlerin neler çektiğini anlama zamanı 🙂

Bu sömestir tatili denen nesne hep çok beklenir , ama öğretmenlerce tatil her zaman sabote edilir verilen ödevlerle. Veliler de çocuğu ödevi bitecek, aman öğrendiğini de unutacak, fırsattır bir iki de kitap okutayım kaygısına düşmüşse çekiverin kuyruğunu. Zaten mecburen sınava girecek çocuğunuz varsa, tatil filan yoktur, kurslar tüm hız devam eder. Bu tatil kitapları vardır, tekrara yarayan. Onlardan biri ( İlkokuldaysalar) mutlaka verilmiştir. Çocuğun gözü TV ya da bilgisayarda o boşlukları doldurmaya çalışır söylene söylene. Çare bulamazsa da bir köşede uyur sinirinden. Ben öğretmenken ben de yapardım itiraf edeyim. Öyle alıştırma filan değil de, tatilde yaptıklarınızı yazın diye günlük ödevi verirdim genellikle, sanki daha kolaymış gibi. Çocuklar aynı iki üç cümleyi tüm günlere yazıp getirirlerdi. Uyandım, yemek yedim, TV izledim, yemek yedim, erkek çocuksa futbol oynadım,yemek yedim ( Allahtan üç öğün var ) yatıp uyudum. Zaten ezberlerinde on fiiilden başkası olmadığından tüm gün bu şekilde bitip gidiyordu. Bazen de fiilleri ezberlemeleri için çizimli filan ödevler de verirdim. Aslında nefret ede ede yapılan ödevleri niye veririz ki ? Eğlenceli pek çok şey de yapmışızdır, onları şu yazımda anlatmıştım. Nette gezinirken bir de şu karikatürü buldum, bari bu kez onu koyayım:

 

Tatilde çalışan öğrenciler de var tabii. Tüm yıl okuldan sonra çalışan öğrenciler, tatil geldi daha rahat çalışacağız diye seviniyorlar. Özellikle lisede bir gün önce gece yarılarına kadar çalıştıkları için uyuyan, benim de rahat rahat uyusun diye elleşmediğim çok öğrencim oldu.

Bizim zamanımızda tatillerde en çok sokakta rahat rahat oynayabileceğiz diye, benim gibi okumayı sevenler de ev ödevsiz kitaplarımızı okuyabileceğiz diye sevinirdi. Şimdilerde en büyük hediye geç yatabilmek ve o süre içinde bilgisayarda zaman geçirebilmek oluyor. Okula karanlıkta gidildiği için erkenden yatağa girme zorunluluğu var tabii. Her şey farklı şimdilerde 🙂

Bu yarıyıl tatilinin benim için tek dezavantajlı yanı doğum günümün hep tatilin içinde kalmasıydı. O yüzden öğrenciyken arkadaşlarımla, öğretmenken de öğrencilerimle doğum günümü kutlayamadım. Gerçi 4 Şubat olması hasebiyle doğum günüm hem ayın başı ( Hediyeye para bulma açısından ) hem de Anneler Günü Babalar günü vs gibi günlere yakın olmaması, ve bizim ailenin diğer fertlerinin doğum günlerine de yakın olmaması açısından hep iyi olmuştur. Yani demem o ki o kadar kusur kadı kızında da olur. Tatil tatildir ve her zaman iyidir.

Okula gitmek istemiyorum. Okuldan nefret ediyorum. Okula gitmek dışında her şeyi yapmayı tercih ederim.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *