by

Kore, Beşinci Gün

Seoul’deki son günümüzü Kore Savaş Anıtı ve Müzesini gezmeye ayırdık. Kore Savaşı, Kore Gazileri ülkemizde çok bilinen olaylar. 1950- 1953 yılları arasında Kuzey ve Güney Kore arasında yapılan savaşa bilindiği gibi Birleşmiş Milletlerin Güney Kore’ye asker göndermesiyle daha sonra da işe , Çin Halk Cumhuriyeti karışmasıyla, olay iyice uluslararası boyut kazanmıştır.  Bizde de ilk birlikleri güle oynaya gönderen halk, şehit cenazelerinin gelmesiyle, sonraki birlikleri acı içinde yolcu etmişlerdir. 2007’de fiilen ateşkes ilan edilmesine rağmen, hala teyakkuzda olan iki Kore , sürekli savaşa hazır.  Güney Kore’de erkekler iki yıl askerlik yapmaya mecbur. Bunun kısa dönemi, bedellisi filan da yok. Yalnızca babası  Vietnam’da filan savaşan varsa, askerliğini altı ay yapabiliyormuş. Askere gitmeyeni , bu konuda dolandırıcılık yapmaya kalkanı filan çok fena dışlıyorlar. Ne kadar sevdikleri biri olursa olsun. Özellikle bundan kaytarmaya çalışan idolleri ,oyuncuları varsa anında gözden çıkarıyorlar. Askerliğini memuriyet, yerel hizmetlerde yapanları da küçümseyip, eleştiriyorlar. Şu sıralar Güney Kore Kuzey Kore üzerine propaganda savaşını sürdürmekte olduğundan Kuzey Kore lideri Kim Jong Un sınır birliklerini savaş durumuna geçirmiş. Güney Kore Kuzey Kore askerlerine Kpop dinletiyormuş duyduğuma göre.

Kore Savaşında 741 Türk askeri şehit olmuş. Bizim askerimizin orada işi neydi, tüm dünyadan başka askerlerle birlikte ölmeleri gerekiyor muydu? Şehit mertebesine erişmek önemli midir? Vicdani ret hakkı olmalı mı ? Uzayıp giden pek çok soru üzerinde tartışabiliriz. Bu aralar her gün savaş çığırtkanlarını dinlemekten, suç sizde, hayır sizde tartışmalarından, önce o bitirsin, sonra ben martavallarından, ölen gencecik insanların acısından  bıkmış durumdayım. Bu dünya kadınlara kalsaydı, savaş diye bir şey olmazdı diye düşünüyorum. Bir çocuğun nasıl büyüdüğünü bilen, olmadı hisseden herkesin barış istemesi gerekiyor.

Müze ve anıt iyi düzenlenmiş. Etkilenmemek elde değil. Mektuplar, fotoğraflar, belgeler, her biri insanı o günleri görmüş gibi yapıyor.

10804403_10152756522923686_998400073_o 10804361_10152756559068686_880883218_o 10756353_10152756540003686_1452957497_o 10752311_10152756559158686_776290707_o 10732653_10152737301383686_1181073558_o 10733089_10152737301733686_1709187442_o 10742879_10152736949918686_2018832890_o 10732148_10152737301593686_1091684083_o 10718941_10152737297508686_1049800665_o 10718797_10152756539838686_1511254388_o 10682628_10152737301503686_1011731275_oDönüşte Han Nehri kıyısına gidelim biraz da dedik.(  Han Gang ) Kermes gibi bir şeye rastladık. Ajummalar kimchi filan yapmışlar, bir dolu da başka yemekler, satıyorlardı. Bizim yabancı olduğumuzu görünce hemen ikram ettiler. Kimchi onların yaptığı bir lahana turşusu. Bizimkine benzemiyor, pek çok da çeşidi var. Her yemeğin yanında bunu yiyorlar. Bir kadının güzel kimchi yapması önemli. Biz pek beğenmedik, bizim bildiğimiz lahana turşusu bence daha güzel. Bir de pirinç tabii. Her evde bir pilav makinası var. Her yemeğin yanında pilav var. Ama onlarınki bizimkinden daha lapa bir şey. Çubuklarla tutulabildiğini düşünürseniz tane tane olmadığını anlarsınız. Peki bu kadar pirinci yiyip yiyip nasıl şişmanlamıyor bu insanlar derseniz, ama pilavları tereyağlı değil diye bir yanıt vermeyeceğim. Çünkü adamlar resmen kahvaltıda bile bap yiyorlar kardeşim. Adamların tipi öyle herhalde. İnce , narin filanlar. Sinir bozucu resmen. Bunlar her yemekte side dish yiyorlar. Minik minik tabaklara konuyor onlar, bizdeki meze gibi düşünebilirsiniz. Side dish yoksa yemeğin yanında Kore dizilerinde acıyorlar insana resmen. Anneleri çocuklara kimchi filan yapıp getiriyor. Bizde de anneler “Sana sarma yaptım yavrucum.”  derler ya. Tabii eski anneler, yoksa zamanımızın anneleri” Pizza ısmarlasın yesin eşek herif, , ayrı eve çıkmayı bildi.”  filan diyor şimdilerde. Aşağıda ana tabağın yanındakiler side dish işte.

10732323_10152736768688686_1750204593_o 10737796_10152736769118686_1288001531_o

Şişmanlamamak dedik ya, söz etmeden geçemeyeceğim. Adamlar resmen spor yapıyorlar. Her yaştan insanları metrolarda dağa çıkarken ya da dağdan, trekkingten filan dönerken görüyorsunuz. Han nehri boyunca koşan, bisiklete binen insanlar gördük. Yani pirinç yiyorlar ama yürüyüp, koşup, tırmanıyorlar da. Mağazalarda da çok güzel spor giysiler var. Ama pahalı tabii, bizim paraya çevirince. Oyuncuların çoğu bunların reklamını yapıyor, mağazaların vitrinlerinde aa şu, bu diye bağırındım durdum ben de.

Metro deyince metrolarda abuk subuk oturan, yatan, tip tip gençler gördüm, bir tanesini çaktırmadan çekmişim bile.

10743105_10152736771773686_497900231_o

Gece yarısı metroda kızlar rahatsız edilmeden bir yerden bir yere gidebiliyor gibi gözüküyordu. Ama tecavüz, saldırı gibi olaylar da olmuyor değilmiş. Bir de dayakçı erkeklerin karılarını ya da sevgililerini sokak ortasında dövdüğünü anlatan blog yazıları okudum. Maço çoğu, o yüzden iftira değildir garanti. Bize benzeyen yönlerinden birinin bu olması acı tabii. Evlere girerken terlik giymeleri, komşunun tabağını boş götürmemeleri, büyüğe saygı ki bu bizde de giderek yok olan bir gelenek- görücü usulü evlenmeleri filan benzeyebilir ama bu ne bizde ne de onlarda olmasın be kardeşim. Bir de gelişmiş ülke statüsündesiniz sözde, bu neyin gelişmesidir ?

Şimdi beş gün sonra Gimpo’dan Haneda’ya   ki bu eski havaalanı, Japonya’ya uçuşlar genellikle buradan yapılıyor- uçtuk. Incheon’dan sonra farklı bir havaalanı görmek de iyi oldu. Incheon dünyanın sayılı havaalanlarından biri, başta bunu söylemeyi unuttum. Tabii ben o kadar çok şeyi yapamadım ki Kore’ye bir daha gidersem mutlaka yapılacaklar listesine habire yeni bir şeyler ekliyorum. Şimdilik  kesinlikle yapmak istediklerimin içinde 1. Kore’ye kiraz ağaçlarının açtığı zamanda yani Nisan- Mayıs aylarında gitmek, 2. Jeju Adasında en az bir gün kalmak 3. Busan’ı da görmek, 4. Bukhansan Dağı Milli Parkına gitmek,( başka bir dolu parklar da var, onların da listesini çıkardım aslında.  5.Bukchon Hanok Köyünde geleneksel Hanok evlerini görmek- Bunların önünden geçtik, ama içine girecek vakit yoktu- 6. Namsan Kulesine çıkmak- Namsan’da çok dolaştık, kuleye çıkma işine girip vakit kaybetmek istemedik- Oralarda bir de aşk kilitleri var, o işe de bulaşmadık, zaten aşık olmuş evlenmişiz di mi, ama merak da etmedim değil, 7. Kore yemeklerinin pek çoğunu tatmadık, liste yaptım hepsini yemeye niyetliyim. 8. Mureong Vadisi ve şelaleleri, 9. Kdrama Turu ki bunu da yapamadım, resmen aklımda kaldı- 10. Gidemediğim bazı müzeler ki içlerinde Seoul Museum of Chicken Art, Kimchi Field Museum, Owl Museum filan da var, 11. Shilla İmparatorluğunun  başşehri Gyeongju, yakın mesafedeymiş, oraya da gitmek istiyorum. Aslında bir KPOP ya da rock konserine de gitmek çok isterdim, ama gittiğim tarihte birine rastlamak zor olabilir. Sevdiğim gruplardan birinin iki üyesi askere gitti, üçüncüyü tek başına solo konserde izlemek çok isterdim, ama zor. Sevdiğim diğer grup bari konser verse de gitsem. İlk gidişimden bir ay sonra ilk söz ettiğim grup bedava sokak konseri verdi, demek ki kısmet değilmiş. Grupların çoğu Japonya’da da ünlü. Bu şarkıcıların, idollerin yetiştirilmesi de ayrı konu.

Bunları keşfedip 8-10 yaşında alıyor ajanslar ve Yabancı Dil ki genellikle İngilizce ve Japonca, dans, şan, oyunculuk şu bu pek çok konuda yetiştiriyor. Belli bir yaşa gelince de bunların ses durumlarına göre bazen Kpop, bazen rock, balad ya da rap artık neye müsaitse sesleri, grup oluşturup ortaya salıyor. Sonra tabii acayip sözleşmeler dayıyor, bazılarını oyunculukta deniyor filan. Ama Kore’nin tüm dünyada tanınmasına neden oluyor bunlar. O yüzden de devlet destekliyor. Her oyuncu , ya da idolün mutlaka devlette bir şeyin temsilcisi olduğunu görüyorsunuz. Mesela bir ara JYJ’nin CNN’de reklamları dönüyordu :

 

Son zamanlarda da Lee Min Ho -ki dünyada en çok tanınan Koreli oyunculardan biridir, ben kendilerini pek sevmesem de – Kore Turizm reklamını yapıyor :

 

 

İşte efendim, ben şimdi Kill me Heal Me dramamı seyretmeye dönerken sizi başka bir dramadan bir şarkıyla başbaşa bırakayım. OST’lara ayrı hastayım.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *