by

İSKOÇYA GÜNLÜĞÜ / Haziran 2015 / Üçüncü Gün

Akşamları hava geç kararıyor. Onda bile hava aydınlık. Ama bütün gün yürüdüğümüz için çok geç yatmadım. Geç benim için saat 3-4 oluyor bu arada. Sabah da saat beş gibi uyandım. Oturup biraz yazdım. Tatile gelip de fotoğraf kırpan, blog yazan kaç kişi vardır merak ediyorum. Bu arada Kore Dizi bloguyla da ilgilenmeyi ihmal etmedim. Kızlar ajummalarından mahrum kalmasınlar. Aslında şu anda süren dizilerden birinin son iki bölümü yayınlandı. TV Showlarıyla ilgilenen dört kişinin hayatını anlatan bir dizi. Ama interneti sömürmemek adına evde seyretmeye karar verdim. Yine de spoiler yememek için dikkat ediyorum. Bu dizinin sonunu tahmin edemiyorum çünkü. Sabah Hüsam iyice tutulmuş, ya da ağrıyla uyanacak diye korkuyordum. Akşam hem Boots’tan aldığım Voltaren muadili bir kremi sürmüş, hem de Parafon vermiştim. Sabah çok fazla ağrısı yoktu. Yalnızca kıpırdayınca acıdığını söyledi ki, o da doku ezilmesi nedeniyle olsa gerek.

Kahvaltıdan sonra Botanik Bahçesine gitmeye karar verdik. Hava yine soğuk ve yağmurlu. Ben yağmuru seviyorum, ama bazen fena esiyor, benim de Burak’ın da sinüziti iyice azacak diye korkuyorum. Pansiyonun karşısında bir kooperatif market var. İskoçya’da bu kooperatif işletmeler çok gelişmiş. Markete giren birisi mutlaka köpeğini kapının önüne bağlıyor. Bugün de bir köpek vardı. Bir başka ilginç ayrıntı yine marketin önündeki direğe yapıştırılmış bir fotoğrafla yazı. Bir akrabasının o noktada öldüğünü söyleyen biri- ki adama ne olduğu belli değilmiş- o da şahit arıyormuş- bunu belirtmiş, bir de durmaksızın taze çiçekler koyuyor. İlk geldiğimizde başka çiçekler vardı, bugün taze çiçek getirip yapıştırmış.

2015-06-21 12.35.35 2015-06-21 12.38.23

Bugün Kraliyet Botanik Bahçelerine gideceğiz. Hava durumuna baktık, yine serin ve yağmurlu. O yüzden iyice  bürünüp şemsiye alıp çıktık. Hava güneşli olabiliyor iki saniye sonra yağmur başlıyor. Bir süre yağıyor, sonra sıcak hissediyorsunuz. O yüzden kat kat giyinip, hava durumuna göre giyinip soyunuyoruz. Tabii her seferinde o giysiler çantalara giriyor, çıkıyor sinir bir şey. Ben bugün ayrıca dürbünümü de yanıma aldım. Botanik bahçesindeki sincap ve kuşları iyi gözetleyebilmek için. Bahçeye gitmeden önce başka bir bahçenin içinden yürüyerek geçtik. Bugün babalar günü olduğu için çocuklar ve aileleri birlikte çeşitli etkinlikler yapıyorlardı. Biraz onları seyrettik. Hüsam çimlerin nasıl düzenlendiği hakkında gözlem yaptı. Ben de ortalıktaki kuşları tespit ettim.

2015-06-21 13.28.38 2015-06-21 13.29.50 2015-06-21 13.30.23Daha sonra Botanik bahçesine girdik. Giriş ücretsiz. Bahçeler 1670 yılında kurulmuş ve şu anda dünyanın en büyük bitki koleksiyonu olan bahçelerinden sayılıyor. Biz tabii ailecek delirdik- Burak daha az delirmiş olabilir, ama o bile toprak örnekleri filan aldı örnek tarım bahçelerinden- ve günümüzün yarıdan fazlasını orada geçirdik.

2015-06-21 13.31.33 2015-06-21 13.38.45Önce girişteki dükkana takıldık. Çiçek ve sebze tohumları, çiçekler ve kitaplar vardı. Burak bazı çiçek tohumları ve babasına bir kitap,  ben geçen sezon dikip çekirdeğinden yeniden dikemeyeceğimi anladığım tatlı kabak tohumlarından ve başka bir takım herb ve sebze tohumlarından aldım. Tabii kabak tohumlarını ekme zamanı geçti. denemek babından bir kısmını yine de bu yıl mı dikerim, yoka sabredip seneye mi dikerim bilmiyorum, ama sabır denen şeyin zerresi olmadığı için bende sanırım bu yıl dikerim gibi geliyor. Bir de burada bahçeleri gördükçe kendi bahçemize neler yapabileceğimizi, aslında çok boş yer olduğunu anlıyoruz. Hüsam ile  yolda giderken gözümüz sürekli milletin bahçelerinde. “Aaa bak ne dikmiş, şu çiçeği şununla yan yana koymuş, işte iyi fikir bak çiti nasıl düzenlemiş” habire konuşup duruyoruz. Duyan da kraliyet botanik bahçesi bahçıvanlarından ikisi geçiyor sanacak.

Dükkandan çıkabildiğimizde bahçenin girişinde bulunan deneysel minik öğrenci bahçelerini gezdik. Her biri kendi kişiliğini ve yeteneğini yansıtan bu bahçeler çok hoştu. Kimisi ne kadar düzenli olduğunu gösterecek biçimde askeri sırayla dizilmiş- hele bir ikisinde maydanozları bile  tek tek ekmişlerdi, ağzım açık kaldı resmen-kimisinde renk seçimi yapılmış, bazıları bilimsel olarak böcek gelmesin diye farklı bitkileri yan yana dikmişti. Biz de bizim bahçede böcek gelmesin diye domateslerin yanına kadife çiçeği diktik mesela. Birisi de kuşlar gelmesin diye CD’ler asmıştı bahçesinin üzerine. Bildiğimiz normal korkuluklardan diken de vardı. Bu iş çok önemli aslında. Örneğin  benim bahçemde bu yıl diktiğim turpların yapraklarını yedi bir kuş. Turplar kökte olduğu için ne kadar etkilenecekler döndüğümde göreceğim, ama sinir oldum resmen. Bir de orman kargası var, minik sarı ya da kırmızı gagalı, bu hayvanat da sürekli gelip dutlarımı yiyor. Arkadaşım oğum bahçem için bir dut hediye etmişti. Epey de büyüdü ve dut benim en sevdiğim meyvedir. Ama her sene bu kuş benden çok dut yiyor.

11402336_10153359736978686_2319748889056160667_o2015-06-21 14.16.26 2015-06-21 14.18.07 2015-06-21 14.22.39 2015-06-21 14.23.11 2015-06-21 14.23.13 2015-06-21 14.23.45 2015-06-21 14.23.58 2015-06-21 14.25.48 2015-06-21 14.27.14 2015-06-21 14.29.43 2015-06-21 14.29.45 2015-06-21 14.29.53 2015-06-21 14.40.35Botanik bahçelerinde her minnacık bitkinin altında bile adı yazıyor. Siz onu yabani ot sayabilirsiniz, oysa o oraya bilinçli olarak dikilmiş. Ağaçlar harikaydı. Benim ilgimi en çok Alpines ve Kaya bahçeleri çekti yine de. Dünyada ne kadar çok farklı bitki türü var inanılır gibi değil. Hüsam “Ben artık yabani otları yolmayı düşünmüyorum, hepsinin üzerine Latince isimlerini yazıp sergileyeceğim” dedi. Bizim bahçemizde de bir kaya ve üzerinde bitkiler var, ama buradakileri görünce, daha neler yapılabilirmiş diyor insan.Botanik bahçesinin içinde 102 yaşında ölen ana kraliçe anısına düzenlenmiş bir bölüm de var.

2015-06-21 14.52.44 2015-06-21 14.52.59 2015-06-21 14.53.12 2015-06-21 14.53.43 2015-06-21 14.53.45 2015-06-21 14.56.26 2015-06-21 14.56.37 2015-06-21 14.59.10 2015-06-21 15.03.47 2015-06-21 15.09.02 2015-06-21 15.11.09 2015-06-21 15.12.07 2015-06-21 15.12.15 2015-06-21 15.12.31 2015-06-21 15.33.01 2015-06-21 15.33.44 2015-06-21 15.33.48 2015-06-21 15.34.06 2015-06-21 15.35.37 2015-06-21 15.37.24 2015-06-21 15.37.31 2015-06-21 15.37.35 2015-06-21 15.37.41 2015-06-21 15.37.53 2015-06-21 15.38.23 2015-06-21 15.39.00 2015-06-21 15.39.11

Beklenildiği gibi Botanik bahçesinde bir de pond var. İçinde üç tane ördek yüzüyordu, sonradan minik siyah bir kuş iki yavrusuyla geldi. Bir su küşü değildi sanırım, ayakları yüzgeçli değildi. Yavrulardan biri epeyce küçüktü, bu daha çok onu besliyordu. Videoya da aldım ama yine büyük olduğu için paylaşamıyorum. Eve gidince küçültmeyi öğrenip eklerim artık. Herkes kuşlarla ilgilendi. Biraz bankta oturup göleti seyrettik. O sırada kaplan desenli yabani bir kediye benzeyen bir tekir kedi çıkageldi. Sokak kedisi miydi, orada mı besliyorlardı anlamadık. Ama zayıf bir kediydi. Çocuklar kediyi sevdiler, tabii biz de. Ardından Hüsam daha tombul sarı beyaz bir başka kedi keşfetti büyük yapraklı bitkinin altında. O da kendisini sevdirmiş, ama biz sevemedik, yalnızca fotoğrafını çektim.

2015-06-21 15.39.39 2015-06-21 15.40.21 2015-06-21 15.41.21 2015-06-21 15.44.55 2015-06-21 15.45.37-1 2015-06-21 15.46.44-3 2015-06-21 15.47.37-1 2015-06-21 15.47.59 2015-06-21 15.49.35-1 2015-06-21 15.50.07 2015-06-21 15.51.46-3Kaya bahçesini gezerken şık giyimli bir çok kişinin bir binanın önünde durduğunu fark ettik. Erkeklerin kilt giydiğini görünce, bir tören olduğunu anladık. Az sonra pembeler giyinmiş nedimeler de gözükünce bunun bir nikah töreni olduğu anlaşıldı. Daha sonra bir taksi ile gelin babasıyla birlikte teşrif etti. Bu görüntüyü de filme aldım, sonradan ekleyebileceğimi umuyorum. Erkekler kiltleriyle pek karizmatikti. Törenin tümünü izlemek isterdim doğrusu. Burada da nikah törenleri için bir yer olduğunu öğrenmiş olduk böylece.

2015-06-21 15.55.11-4 2015-06-21 15.55.16-4 2015-06-21 15.55.50 2015-06-21 15.56.00 2015-06-21 15.56.45 2015-06-21 15.56.55 2015-06-21 15.57.18 2015-06-21 15.57.32 2015-06-21 15.57.35 2015-06-21 15.57.49 2015-06-21 15.59.05 2015-06-21 16.03.48 2015-06-21 16.03.50 2015-06-21 16.03.53 2015-06-21 16.03.56 2015-06-21 16.04.43 2015-06-21 16.09.42 2015-06-21 16.10.07 2015-06-21 16.11.45Botanik bahçesinden zorla ayrıldıktan sonra pansiyona uğramaya karar verdik. Benim başım rüzgardan çok ağrıyordu, Burak da dün yediğimiz baharatlı Hint yemeğinden sonra midesini bozmuştu. İkimiz de ilaç aldık ve elimizdeki paketleri bıraktık. Sonra tekrar çıkıp bu kez yeni şehir tarafına gittik. Bir iki mağazaya bakındıktan sonra yine bir İtalyan lokantasında pizza yedik. Ama çok da beğenmedik. Bundan sonra daha salata türü şeyler yemeye karar verdik. Çoğu gezide olduğu gibi herhangi bir otobüse binip şehrin bilmediğimiz bir tarafına gitmeye karar verdik. Yolda etrafı seyrediyoruz, ilginç bir şey görürsek iniyoruz. Aslında her yer saat altı gibi kapanıyor. Hava saat on buçuk gibi kararmasına rağmen. Müzeler ya da tarihi diğer yerler de çok erken kapanıyor. Yalnızca barlar açık. Hava da soğuk olduğundan turistler sokaklarda çok fazla kalamıyorlar. Akşamları pansiyonda kalorifer zehir gibi yanıyor. o yüzden iliğimiz kemiğimiz ısınıyor resmen. Odayı da her gün temizliyorlar. Şeker stoğunu da yeniliyorlar, şeker yemeye başladım çocuk gibi fena oldu bu.

ben

4 Comments


  1. // Reply

    Ne diyeyim…Ellerine ve yüreğine sağlık.
    Hatıralarını ve resimleri bizlerle paylaştığın için teşekkürler…
    Sevgilerimle,


    1. // Reply

      Ben teşekkür ederim 🙂


  2. // Reply

    Nilgün hnm merhaba iskoçya günlüğü yazılarınızı keyifle okuyorum şimdiden görmüş gibi oldum çok akıcı yazıyorsunuz resimlerinize de bayıldım. Hüsamettin bey e selamlar sevgilerimle💚


    1. // Reply

      Teşekkürler 🙂 Onun da selamları var.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *